Schmidt Okyanus Enstitüsü’nden okyanus bilimciler, Nazca Sırtı’nda gerçekleştirdikleri 28 günlük keşif seferinde büyük bir buluşa imza attı. Şili kıyılarının yaklaşık 1.450 kilometre batısında, daha önce haritalanmamış devasa bir sualtı dağı keşfettiler.
Bu dağ, deniz tabanından zirvesine kadar tam 3.109 metre yüksekliğiyle, Yunanistan’ın meşhur Olimpos Dağı’ndan yaklaşık 200 metre daha fazla. Ayrıca, dünyanın en yüksek yapısı olan Dubai’deki Burj Khalifa’nın neredeyse dört katı yüksekliğinde ve 3.125 metrelik Palandöken Dağı’ndan sadece biraz daha kısa.
Nazca Sırtı, birçok sualtı dağı barındıran bir bölge olmasına rağmen, bu yeni keşfedilen dağ, bölgedeki diğer dağların oldukça üzerinde yer alıyor. Araştırma gemisi Falkor ile gerçekleştirilen seferde, ekip dağı ve çevresini, geminin gövdesine entegre edilmiş sonar sistemi ile haritaladı. Okyanus tabanlarının yalnızca %26’sının bu tür detaylı bir haritalama ile belirlendiği göz önüne alındığında, bu keşif oldukça kritik bir öneme sahip.
Ekip, yalnızca dağı haritalamakla kalmadı; bölgedeki biyolojik çeşitliliği de sualtı robotları aracılığıyla gözlemledi. Keşifler arasında, son derece nadir bulunan Promachoteuthis kalamarı dikkat çekti. Bu türe ait bilgiler, 1800’lerin sonlarından bu yana sadece birkaç örnekle sınırlıydı. Ayrıca, güney Pasifik Okyanusu’nda ilk kez Casper ahtapotuna da rastlandığı belirtildi. Halk arasında “uçan spagetti canavarı” olarak bilinen Bathyphysa sifonoforu da araştırmacıların karşılaştığı ilginç bir tür oldu.
Dağın kayalık yamaçları ve yakınındaki küçük bir dağ üzerindeki mercan bahçesi de incelendi. Bu mercan bahçesinin, üç tenis kortu büyüklüğünde bir alana yayıldığı keşfedildi. Söz konusu sefer, enstitünün 2024 yılında aynı bölgede gerçekleştirdiği üçüncü keşif gezisiydi. Önceki iki seferde, araştırmacılar daha önce tanımlanmamış 150’den fazla yeni türü kayıt altına almıştı.