Sivil Sesler Festivali: İklim Krizi, Çevresel ve Sosyal Adaletin Bir Parçası

Sivil Sesler Festivali: İklim Krizi, Çevresel ve Sosyal Adaletin Bir Parçası

Türkiye’nin 52 ilinden yaklaşık 200 sivil toplum kuruluşu, Ankara’da gerçekleştirilen Sivil Sesler Festivali’nde buluştu. Festivalin açılış günü, yaşam savunucuları sahneden deneyimlerini paylaşarak, iklim krizi ile demokrasi, savaşlar ve toplumsal adalet arasındaki bağı ele aldı. Avrupa Birliği’nin desteğiyle STGM tarafından düzenlenen festival, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gelen sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek, iklim krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal adalet ve insan hakları sorunu olduğunu vurguladı.

Festivalin başlangıcında, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki çevre mücadelesi veren kişiler sahne aldı. Karadeniz’den Kazdağları’na, Akkuyu’dan ülkenin dört bir yanına kadar süren mücadeleler deneyimleriyle katılımcılara aktarıldı. Fatsa Doğa ve Çevre Derneği’nden Alaattin Yılmazer, Karadeniz’deki maden karşıtı eylemleri aktarırken, Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan, çevre direnişlerinde kadınların hikayelerine dikkat çekti. Türkiye’deki çevre çalışmalarının önemli isimlerinden Ahmet Oktay Demirkan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne karşı yürütülen örgütlü mücadeleyi anlattı. Bisikletli ulaşım savunucusu Linda Nihan Lafçı, Birleşmiş Milletler iklim politikalarına bisikletli ulaşımın dahil edilmesi için düzenlenen COP Bisiklet Turu kapsamında Ardahan’dan Edirne’ye yaptığı yolculuğu paylaştı. Akbelen davasının avukatlarından Arif Ali Cangı, yaşam alanlarının maden şirketlerine, hidroelektrik santrallere ve jeotermal enerji projelerine açılmasına karşı toplumsal mücadelenin önemine vurgu yaparak, “Şimdi ayağa kalkma ve ses çıkarma zamanı” dedi.

STGM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Korkut, festivalin açılış konuşmasında çağımızın giderek karmaşıklaştığını belirtti ve “hakikat sonrası” tartışmalarına dikkat çekti. İklim değişikliği, Paris Anlaşması ve küresel ısınma gibi bilimsel gerçeklerin sorgulanmasını tehlikeli bir eğilim olarak tanımlayan Korkut, “Hakikat sona ermedi; ısınma oranları değişmedi, bunlar hala karşımızda” dedi. İklim zirvelerinin yalnızca diplomatik platformlar değil, aynı zamanda mücadele ve itiraz alanları olduğunu vurguladı ve sivil toplumun bu alanlarda görünür olmasının önemine dikkat çekti.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Politika ve Siyasi İşler Bölüm Başkanı Maja Urbanska, açılış konuşmasında iklim müzakerelerine sivil toplumun katılımının önemini vurguladı ve iklim politikalarının ancak toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla güçlenebileceğini ifade etti.

Festivalin açılış paneli “Dünyanın Ahvali, Gezegenin Geleceği” başlığıyla gerçekleştirildi. STGM Genel Koordinatörü Dr. Tezcan Eralp Abay’ın moderatörlüğündeki oturumda, küresel savaşlar, güvenlik politikaları, ekonomik krizler ve iklim krizi arasındaki ilişkiler ele alındı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Özkoç, uluslararası siyasetteki değişimlerin iklim krizinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Demokrasilerin aşındığını ve “seçimli otoriterlik” eğilimlerinin güçlendiğini ifade eden Özkoç, gerçek bir demokrasinin ancak kadınların, çocukların, LGBTİ+ bireylerin ve diğer dezavantajlı grupların haklarının güvence altına alınmasıyla mümkün olabileceğini söyledi. İçinde bulunulan dönemi “krizler çağı” olarak tanımlayan Özkoç, bu krizlerin yeni fırsatlar da sunduğunu belirterek, sivil toplumun yeni bir sosyal sözleşmenin inşasında kritik bir rol üstleneceğini vurguladı.

Author: Murat Kaya